Küresel ekonomik yapı içerisinde teknolojinin üretimi, korunması ve yaygınlaştırılması, ekonomik büyüme ve rekabet gücü açısından temel belirleyici unsurlardan biri hâline gelmiştir. Bu bağlamda teknoloji transferi, geliştirilen teknolojinin ticari bir ürüne veya sürece dönüştürülmesini ve bilgi ile tecrübenin bir taraftan diğerine aktarılmasını ifade etmektedir. Teknoloji transferinin hukuki zemini ise büyük ölçüde lisans sözleşmesi niteliği taşıyan teknoloji transfer sözleşmeleri aracılığıyla oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, teknoloji transfer sözleşmelerinin sözleşmeler hukuku çerçevesindeki hukuki niteliği ele alınmakta; bu sözleşmelerin fikri ve sınai mülkiyet haklarıyla olan ilişkisi ortaya konulmaktadır. Çalışma kapsamında teknoloji transfer sözleşmelerinin isimsiz sözleşme niteliği, sürekli borç ilişkisi doğuran yapısı ve taraflara yüklediği karşılıklı edimler incelenmiştir. Bunun yanında, fikri mülkiyet haklarının doğası gereği sağladığı tekelci etkinin rekabet hukuku bakımından doğurabileceği sonuçlar değerlendirilmiştir. Makalenin ikinci bölümünde, teknoloji transfer sözleşmelerinin rekabeti sınırlayıcı etkiler doğurabileceği haller, Türk Rekabet Hukuku ve Avrupa Birliği uygulamaları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kapsamda 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ışığında, söz konusu sözleşmelerin hangi koşullar altında grup veya bireysel muafiyetten yararlanabileceği incelenmiştir. Çalışmanın amacı, teknoloji transfer sözleşmelerinin hukuki niteliğini ve rekabet hukuku ile kurduğu dengeyi bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktır.
Teknoloji Transfer Sözleşmeleri, Lisans Sözleşmeleri, Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları, Rekabet Hukuku, Grup Muafiyeti